Hissettiklerimiz

İnsan telaş içindedir. Hep bir yere yetişircesine çabalar dururuz. Ne için bu çaba, kimin için? Bu telaşımızın sebebi ne? Bu soruların cevabını bilen var mı? Ben de bilmiyorum. Neyi niçin yapıyoruz? Çoğu zaman sadece olması gerektiği için başımızı yana eğip görevlerimizi bir bir yerine getiriyoruz. Neden niçin yapmamız gerektiğini bilmeden. Falan öyle dedi filan şöyle istedi diye. Kendi eylemlerimizin sahibi bile değiliz. Böyle bir durumda hissettiklerimiz bizim hissettiklerimiz mi? Yoksa hissetmemiz gerekenler mi? Bize öğretilen bizden beklenenler mi? Bir sürü soru var aklında. Ama cevapları sende değil. Peki ya kimde? Sahi biz kimiz? Daha hissettiklerimizin sahibi bile değilken nasıl bir benlikten bahsedebiliriz. Nasıl ben varım diyebiliriz. Başkasının beklentilerinin sonucuyla davranışlarımıza yön verirken, duygularımızı şekillendirirken; nasıl deriz bunu! Aa, dur kızma kendine. Sadece ikimiz mi böyleyiz sandın. Çevrendekiler, "Dünyanın İnsanı" olanlar hepimiz böyleyiz. Birbirimizi bu hale getirenler biziz. Biz yaptık bunu. El ele verip hissizleştirdik kendimizi. Hislerimizin katili olduk. Cık cık deme. Hayır der gibi kafanı sallayıp durma. Gerçek bunlar. Daha iyi dinle şimdi beni. Milyarlarca insan varken bir olay karşısında nasıl herkes aynı şeyi hissedebiliyor o zaman. Milyarlarca farklı insan farklı düşünce varken nasıl oldu da aynı şeyi hissettik. Aynı tepkiyi nasıp verebildik. Anla bunu hissetmemiz gerekenleri bile öğrettik birbirimize. Bunu biz yaptık. Kendi hislerimizin katili olduk. Bunu yaparken hiç korkmadık. Hiç düşünmedik, önemsemedik bile. Hissetiklerimiz aynı olunca farklı kişiler olamazdık ki. Biz bunu unuttuk. Birey olmayı. Özümüzde söz sahibi olmayı unuttuk. Hislerimiz de başkalarının hissettikleri olduğu gün de öldürdük kendimizi. Niye yaptık bunu? Karşımızdakinin gözüne, gönlüne girebilmek için mi? Daha çok sevilmek için mi? Daha çok saygı görmek için mi? Peki ya kendimize olan saygımız, ona ne oldu? Kendimize saygı duymazsak başkaları bize saygı duyar mı hiç? Peki o gönlüne girmek için benliğimizi feda ettiklerimiz... Bizi gönüllerinde var edebildiler mi? Bir sıcak gülümseme olabildik mi yüzlerinde? Sanmam "Dünyanın İnsanı". Sanmam... Biz kendimiz olamadık ki başkaları için varolabilelim. Biz aldandık. Bize öğretilenleri sorgulamadan kabul ettiğimiz gün öldük. Hissettiklerimizi başkalarının kontrolüne bıraktığımız gün öldük. Biz öldük. Benlikler öldü. "Dünyanın İnsanı" öldü.

Yorumlar

  1. Sustuklarımız kimselere diyemediklerimiz gerçek hislerimizdir

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Türk Devletleri

"Ben" Olma Korkusu